Gizem & Fantastik

38 Yıldır Çözülemeyen Gizem: Uzaylılardan Geldiği Sanılan ‘Wow!’ Sinyali

1971 yılında NASA, SETI adıyla bilinen (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Formu Araştırma Merkezi) projesini başlattı. Güçlü vericiler inşa edildi ve her gün rutin olarak uzay boşluğuna sinyaller gönderilmeye başlandı. Dünya yörüngesindeki mevcut uydular aracılığıyla da Dünya dışından sinyaller yakalanmaya çalışıldı.

wowsinyali-uzay

Sinyalin ilk fark edilişi
SETI Projesinde görevli olan fizikçi Dr. Jerry R. Ehman, çalışmaları kapsamında her gün yaptığı gibi rutin olarak Radyo Teleskoplarının topladığı verileri inceliyordu. Sıra 15 Ağustos 1977 tarihli verilere gelmişti. O ana kadar kendisine çok rutin ve sıkıcı gelen bu işlemi bir an önce bitirmek niyetindeydi. Birden çok garip bir şey fark etti. Kalp atışları hızlandı ve bir süre hiç bir şey yapamadan sadece önündeki verilere bakakaldı.

Dr. Jerry R. Ehman’ı bu kadar heyecanlandıran şey, önünde duran kağıttaki Ohio Devlet Üniversitesi’nin Big Ear (Büyük Kulak) adlı Radyo Teleskopu’nun yakaladığı dar bantlı bir radyo sinyaliydi.

Dünya dışı ilk sinyali yakalamış olabilir mi?
Nasa’nın başlattığı SETI projesiyle, dünyanın çeşitli yerlerine devasa radyo teleskopları kondu ve atmosferden dünyamıza giren radyo sinyallerinin yakalanması amaçlandı.

Big Ear Radyo Teleskopu’nun o gün yakaladığı sinyal daha önce hiç rastlanılmamış derecede garipti ve o dönemin yorumlamalarına göre de dünya dışı akıllı yaşamın kanıtı niteliği taşıyordu. Yay Takım Yıldızı doğrultusunda bir bölgeden gelen ve tam olarak 72 saniye süren bu sıra dışı radyo sinyali, bazı özellikleri nedeniyle fazlasıyla dikkat çekiciydi.

Wow!
Bu fotoğraftaki şey, Jerry R. Ehman’ın o gün incelediği döküman. Yani Big Ear Radyo Teleskopu’nun 15 Ağustos 1977 tarihli verileri.

Dr. Ehman geçirdiği şokun ardından eline kırmızı bir kalem aldı ve önündeki veriler içerisindeki “6EQUJ5” karakterlerini daire içine alıp hemen yanına da “Wow!” (Vay be) yazdı. Daha sonraları Dr. Ehman’ın o an yaşadığı heyecanın yansıması olan bu Wow! tepkisi, yaşanan bu olayın ve yakalanan sinyalin adı olacaktı.

Bir mesaj mı?
Wow! kelimesi sadece Dr. Jerry R. Ehman’ın yaşadığı heyecanın göstergesiydi ve sinyalin içerdiği mesajla bir ilgisi yoktu. Zaten ortada bir mesaj da yoktu!

Peki bu “6EQUJ5” in anlamı neydi?
Yukarıdaki fotoğraf, Dr. Ehman’nın incelediği dökümanın tam hali. Dökümandaki karakter ve rakamlar kayda alınan sinyalin gücünü yani yoğunluğunu gösteriyor. Kayıttaki boşluklar sinyal yoğunluğunun en az olduğu bölümleri simgeliyor.

1-9 arasındaki rakamlar ise gittikçe artan yoğunluğu ifade ediyor. Bir sinyal ne kadar yoğunsa 9 değerine o kadar çok yaklaşıyor. Eğer harf ve/veya karakterler var ise, bu alınan sinyalin gerçekten çok çok yoğun olduğu anlamına geliyor.

Soru işaretleri çoğalıyor…
Buna göre 6EQ ile artan sinyal U ile doruğa ulaşıyor ve tekrar yoğunluğunu düşüyordu. Sinyalin başladığı ve yoğunluğu düşüp tamamen kaybolduğu süre tam 72 saniye sürüyordu. Bu daha önce Dünya dışından gelen hiç bir sinyalin yaklaşamadığı bir yoğunluk ve uzunluk anlamına geliyor.

Merhaba…
Verileri defalarca kez tekrar tekrar inceleyen Dr. Jerry R. Ehman, daha önce kaydedilen sinyal yoğunluklarının bir dökümünü çıkarıyor ve projenin başladığı günden bu yana, bu yoğunluğa yaklaşabilen bir başka sinyal örneği daha bulamıyor.

Dr. Ehman bu durumu raporlarken ; “Daha önce bu kadar güçlü bir sinyal görmemiştim. Bu bana göre uzaydan gelen bir çeşit “Merhaba” anlamına geliyor” ifadelerini kullanıyor.

Dünya dışı varlıkların ispatı mı?
Ve tabii ki bu radyo sinyalini özel kılan tek şey yüksek yoğunluğu değildi.

Önemli bir diğer nokta ise, bu radyo sinyalinin frekansı! Yakalanan bu sinyalin frekans aralığı Dünya dışı varlıklar söylentilerini o dönemde iyice körükledi.

Sinyalde gizli mesaj mı var?
Uzaylıların bizlere radyo sinyalleriyle mesaj gönderebileceğini düşünen Philip Morrison gibi bilim adamları, gönderilecek mesajın frekansının 1420.405 olması gerektiğini öngörmüşlerdir.

Bu değer Hidrojen Atomunun devinim frekansıdır ve evrende en sık bulunan elementin Hidrojen olması nedeniyle mesajın bu frekans değeri ile gelmesinin mantıklı olacağını düşünürler.

İşte yakalanan Wow!
Sinyali’nin heyecan yaratmasının en büyük nedenlerinden biri de tam olarak budur. Wow! Sinyali, 1420.356 ila 1420.456 frekans aralığındaydı. Öngörülere tamamen uyan bu radyo sinyalinin frekansında yayın yapan Dünya üzerinde bilinen hiç bir cihazın var olmaması da teorileri destekliyordu. Çünkü bu frekans aralığı, kullanılmasına izin verilen mevcut frekans aralığının çok dışında kalıyordu.

Sinyali yeniden yakalamak…
Wow! Sinyali üzerinde yapılan uzun çalışmalar ve elde edilen veriler ışığında, sinyalin yeniden yakalanılması için çok uğraşıldı. Ancak bütün çabalar sonuçsuz kaldı. Alıcılar sinyali bir daha bulamadı…

Sinyal, yalnızca sabit bir frekans alıcısından tespit edilebilmiş ve diğer alıcılarda hiç bir iz bırakmamıştı. İşte bu durum da bilim dünyasında, sinyalin dünya dışı varlıklar tarafından gönderildiği dedikodularını körükleyen en önemli faktör oldu.

Sinyal doğal yollardan geliyor olsaydı yani her hangi bir gök cisminin hareketi sonrası oluşan manyetik alan etkisiyle yakalanmış olsaydı diğer alıcılar tarafından da yakalanabilmesi gerekirdi.

Üstelik sinyal, neredeyse nokta atışı denebilecek çok ufak bir frekans aralığından geliyordu ki bu gelen sinyalin dünya dışı bir medeniyet tarafından yollandığı iddialarının altındaki sebepti.

İddialar çürütüldü mü?
Bazı gök bilimciler yakalanan bu radyo sinyalinin dünyadan yayıldığını ve uzaydan yansıtılarak geri gelmiş olabileceğini savundular. Fakat Wow! Sinyali’nin yakalandığı frekans aralığının dünyada kullanılması yasaktı. Belki sadece bilinemeyen gizli askeri projelerde kullanılıyor olabilirdi.

Ancak yine de dünyadan yayılan bir radyo sinyalinin uzay boşluğundan doğal sebeplerle tekrar dünyaya yansımasının “6EQUJ5” yoğunluğunda ve 72 saniye uzunluğunda olmasının imkansız olduğunu hesaplayan gök bilimciler bu teoriyi de hemen çürüttü.

Ayrıca benzer şekilde bu sinyal bir uydu aracılığıyla yansıtılıyor olsaydı tekrar yakalanabilmesi veya diğer alıcılarla da tespit edilebilmesi gerekirdi. Bunun üzerine bilim insanları bu kez yansıyan radyo sinyalleri üzerine deneyler yaptı.

Yakalanan tüm yansıma sinyalleri SETI Projesi için kurulan onlarca radyo teleskopuyla tekrar tekrar tespit edilebildi. Wow! Sinyali bir daha hiç yakalanamadı. Wow!’un daha zayıf bir sinyalin yıldızlararası titremesi sonucu güçlenmiş hali olduğu – yıldızların ışıklarının titreşmesi benzeri – öne sürülmüştür. Bu sav, sinyalin yapay bir kaynaktan gelme ihtimalini ortadan kaldırmaz. Ancak Very Large Array gibi güçlü bir teleskop sistemi bile sinyali tespit edememiştir. Ayrıca, Very Large Array’in tespit edemediği bir sinyali, yıldızlararası titreşim nedeniyle Big Ear’ın tespit edebilme ihtimali düşüktür.

Bu konuda yıllar sonra ortaya atılan bir diğer iddia ise, amatör ses meraklıları tarafından yapılan çalışmalarda Wow! sinyal kaydının orijinal ses hızı, yüksek hızlarda tekrar oynatıldığında ve dalga boyutundaki gürültüler en aza indirgendiğinde ortaya çıkan sonucun bir polis telsizi anonsuna ait olduğu ve kaynağının bir insan sesi içerdiğidir.

Anons incelendiğinde ise “We lost him 7PM, We have a 10-61. .. ” şeklinde İngilizce bir mesaj içerdiği (Washington kaynaklı olduğuna inanılır) bu konuda çalışma yapan meraklıları tarafından büyük bir oranla kabul görmektedir.

Tüm bunlara rağmen Wow! Sinyali’nin veya benzerlerinin bir daha aynı şekilde tespit edilememesi, sinyalin dünya dışından geldiğine kanıt olarak kabul edilir.

Tespit edilmesinin üzerinden 38 yıl geçmesine rağmen sırrı çözülemeyen Wow! Sinyali, tek başına dünya dışı varlıkların yaşadığına kanıt olmaktan çok uzak olsada yine de önemli bir bulgu olma özelliğini sürdürüyor.



YUKARI